Ana içeriğe atla

MEMENTO MORİ!

Memento Mori! Yani "ölümü hatırla" yani ; fani olduğunu unutma....
Hollandalı ressam Pieter Bruegel 1562 yılında yaptığı tabloda ölümün kazandığı zaferi anlatmaktadır.
Bruegel: Hollanda'nın köylü ressamı... Yaşadığı dönemde eserlerine kuzey rönesansının gerçekçi yönlerini yansıtır. Durmak bilmeyen savaşlar ve milyonlarca insanın ölümüne yol açan veba salgınına eserlerinde yer verir. Yukarıda yer alan tablo Bruegel'in "ölümün zaferi" adlı tablosudur. Tabloda veba salgının yol açtığı kitlesel ölümlerin, ölenlerin ölümlüleri yenmesinin resmedildiği düşünülmektedir.
Eserde büyük bir iskelet ordusunun dünyayı istila ettiğini ve canlı olan herşeyi yok ettiğini görüyoruz. İnsanlar gündelik hayatlarına devam ederken bir anda, hiç farkında olmadan, yemek masalarında bulmuş onları ölüm. Tıpkı bir kıyamet gibi! 
Detaylar gerçekten şahane. 
Resme yakınlaşıp bakalım. Sağ tarafta büyük bir iskelet ordusu saldırı için bekliyor. Bir yemek masasının etrafında insanlar ve çalgılar var. Muhtemelen bir kutlama anı. 
Resmin ortasında iskelet ordusunda sadece insan iskeleti olmadığını görüyoruz. Benim gözüme çarpanlar at ve köpek iskeleti. Yine tam olarak burada dehşet veren an tabutların açılması ve ölmüş insanların sürüklenmesi... Renk tonları kasvetli ve soğuk. 
Tablonun en sol kısmında sağ üst köşede köpeklerden kaçan çıplak biri görünüyor. 
En önemli kısım belki de sol üst tarafta çalınan çanlar. Çalınan çanlar bir zafer ya da kutlama anlamına gelmektedir. Burada ise ölümün zaferi kutlanmaktadır. 
Benim asıl dikkatimi çeken ise orta da keşiş iskeletlerin hemen yanında halinden memnun olmayan, yaptığını sorgulayan iskelet. Tüm tabloda bir zafer sarhoşluğu, kargaşa ve kaos hakimken Bruegel'in bu iskeleti alelade bir şekilde oraya oturttuğunu düşünmüyorum. Ölüme hevesli olmayan tek iskelet o gibi. Ya da öldüğü ve öldürdüğü için pişman olan. 
Tarih tekerrürden mi ibaret? Yaşayıp görelim. Salgın hastalıklar, savaşlar, göç... Bir gün bir şekilde bir yerlerde yalnız veya birinin yanında öleceğiz evet. Ama doğada insan dışında başka hiçbir canlı kendi cinsini öldürmek için bu kadar hevesli değil! Hatta çok nadir gözlenen bir vaka türdaş hayvanların birbirini öldürmesi. Acaba homo sapiensin mucizevi evriminin bir defosu mu bu? Bunu tam olarak bilemem ama bildiğim bir gerçek var ki o da Bruegel'in tablosunun gerçek olduğu. Ölüm bir gün galip gelecek! Bu bir sır değil. O yüzden "Memento Mori" 

PS: Covid 19 salgının da vaka sayısı beş demişim beş gün önce. Bugün sayı binlerle ifade edilir oldu. Resmi açıklama 359. Tabi bunlar tespit edilmiş vakalar. Bu günleri unutmak istiyorum o yüzden üzerinden uzunca bir zaman geçmediği sürece adını dahi anmayacağım! Hayatın amacını vs sorgulamaya devam etmek istiyorum sadece... 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgür Bir Hamam Böceği'nin Hikayesi

   Bir zamanlar özgür kız vardı hatırlar mısınız bilmem. Z kuşağının daha doğmadığı doksanlar sonunda Nil Karaibrahimgil galiba bir GSM operatörü için çekilen reklam filminde özgür kız olmuştu. Özgür kızım istediğimi taparım temalı reklam filmini yine o dönemlerin trol kültürünün en önemli temsilcisi Hamdi Alkan, reyting Hamdi programında epey tiye almıştı. Özgürüm diye evden çıkan özgür kızın başına gelmeyen kalmıyordu. Kamyoncular, benzinlikte pompacılar filan hep taciz ediyordu... İlginçtir o dönem bu trol işi sadece güldürü için yapılıyordu. Yani açıkçası toplumsal bir mesaj verme kaygısı ya da bir eleştiri arzusu yoktu o dönem. Neyse konu bu değil.  Ha bu arada bir de özgür erkek vardı. Onu da Tarkan canlandırdı. Ama özgür kız yalnız kalmasın diye öylesine yapılmış gibi bir şeydi.   Kimdi bu özgür bireyler? Ben özgürüm diye çantasını sırtına alıp her şeyi arkada bırakan ve görmedikleri yerleri görmek için uzaklara...

TESADÜF DİYE Bİ'ŞEY...

Tesadüfler bizi bir araya getirirmiş...Doğru mu? Bilemem.   Hepimiz dünyada belli bir paketin içerisine doğuyoruz. Belli insanların içinde yaşamak için geliyoruz. Doğal olarak onlara, o coğrafyaya uyum sağlıyoruz. Onların inandığı şeylere inanınıp, onların düşman olduklarına düşman oluyoruz. Yemek yemeyi, mücadele etmeyi ve kazanmayı onlardan öğreniyoruz. Dünyada pek çok ülkeden pek çok şehirden pek çok insandan herhangi birini seçebileceğimiz sonsuz seçenek var. Fakat bize seçim hakkı verilmiyor. Peki şans eseri bir tesadüfün sonucu olarak mı doğduğumuz coğrafyaya geliyoruz?  Ben şöyle hayal ediyorum ; dünyaya gelme sırası uzaklarda bir yerlerde ruhlarımız arasında sırasıyla gerçekleşiyor. O an yeryüzünde iki insan çocuk yapmak için gerekli şeyi yapıyorlar ve döllenme başlıyor. Dünyaya gelecek ruhun sırası geliyor ve yavaş yavaş dünyaya iniyor. Dokuz ay sonra da gözlerini dünyaya açıyor. Basbayağı ruhumuzun içinde olduğu bedeni de biz seçmiyoruz! Coğrafyayı biz seçmiyoru...

PANDEMİK DOKUNUŞLAR

Bir ay önce olaylar patlak verdiğinde gayet iyimserdim. Şimdi de kötümser değilim ama daha gerçekçi bakıyorum olanlara, olacak olanlara. Epey zaman gerek normale dönmeye. Bu zaman pek çok şeyi alıp götürecek bizden. En başta da sağlığımızı. Nasıl kıymetini anladık ama sağlığımızın? Hayatımızı onlarca şey ile doldurmuşuz bunu fark ettik. Arabalar, evler, yatlar, katlar,  kıyafetler, takılar, ayakkabılar, makyaj malzemeleri...Bunların hepsi bir köşede dururken biz öylece oturmuş sağlıklı günlerimizi özlüyoruz...Sağlığımız yoksa demek hiç bir anlamı yokmuş bunların!!! Ben de kendi sağlığım için endişe ettim ve tam bir hafta önce  bugün hastaneye gittim. Mart ayının sonlarına doğru şiddetli boğaz ağrısı yaşamaya başladım. Bir sabah kalktığımda sağ bademciğimin dışarıdan görünecek kadar şiştiğini fark ettim. Eve yakın bir sağlık ocağına gittim. Doktor ateşimi ölçtü nefes darlığımı sordu ve ilaç verip gönderdi. İlaçları kullandım bir hafta gayet iyi geçti. Sonrasında ise ara sıra ...