Aşı olduğumun ertesi günü yazıyorum bu yazıyı. Alman çipi taktırdım dün. Henüz tam aktive olmadı benim mikro çiplerim ama canım hafiften vişne dolgulu donut çekmeye başladı 🥴. Şaka bir yana aşı süreci hakkında bir kaç not eklemek istiyorum. Öncelikle bu pandemi sürecinde covid-19 sebebiyle 2.defa hastaneye gidişimdi bu. İlkinde, 2020 Nisan ayıydı sanırsam, test yaptırmak için gitmiştim (bkz. Pandemik dokunuşlar adlı yazı). Sonuç negatif çıkmıştı ve hastanede süreç hızlı ve düzenli işlemişti. Esasen dün aşı için gittiğimde de süreç hızlı işledi. Randevu saatinden yarım saat önce gittim ama aşılama işlemi çabucak tamamlandı. Fakat gerek bir yıl önce test için gittiğimde gerek dün aşı için gittiğimde hastanelerde yolunda olmayan bir şeyi fark ettim; Onam formu! Aşı olmadan önce dört sayfadan oluşan bir metni okuyup imzalamanız isteniyor. Okunmadan seri bir şekilde imzalanan bu metinler tıp hukuku literatüründe aydınlatılmı...
Deyimleri ve atasözlerini seviyorum. Dilimiz bu açıdan oldukça zengin. Uzun uzun anlatmak istediğin bir şeyi tek çırpıda bir kelime öbeği ile anlatabilirsin. Bu yazı ile söylemek istediğim şey de bu kadar basit; “Taş yerinde ağırdır”. Fakat ben hem mecaz hem gerçek anlamıyla kullanacağım bu deyişi. Nasıl mı? Anlatayım. Olayın başlangıcı 2 yıl öncesine gidiyor. Ama bir hafta önce karşıma çıktı haber. Çorum’da tarlasında nohut eken bir çiftçi tarlasında yer alan bir taşı kaldırmak ister. Fakat bu taşta yanlış giden bir şey fark eder. Taş hacmine göre olması gerekenden çok daha ağırdır. Tek başına taşı tarladan kaldıramaz ve komşulardan yardım ister. Habere göre “İlgili kişi, dışı gri renkte olan 68 kilo ağırlığındaki taştan aldığı bir parçayı incelenmesi için bir yakının yardımıyla ABD'deki bir üniversiteye ulaştırmış. İncelemede, taşın bir göktaşı olduğu ortaya çıkmış. Dünya literatürüne ‘Gerdekkaya’ (12 haneli köyün adı bu) ismiyle giren gök taşında 12 element bulunduğu Türki...