Ana içeriğe atla

PANDEMİK DOKUNUŞLAR

Bir ay önce olaylar patlak verdiğinde gayet iyimserdim. Şimdi de kötümser değilim ama daha gerçekçi bakıyorum olanlara, olacak olanlara. Epey zaman gerek normale dönmeye. Bu zaman pek çok şeyi alıp götürecek bizden. En başta da sağlığımızı. Nasıl kıymetini anladık ama sağlığımızın? Hayatımızı onlarca şey ile doldurmuşuz bunu fark ettik. Arabalar, evler, yatlar, katlar,  kıyafetler, takılar, ayakkabılar, makyaj malzemeleri...Bunların hepsi bir köşede dururken biz öylece oturmuş sağlıklı günlerimizi özlüyoruz...Sağlığımız yoksa demek hiç bir anlamı yokmuş bunların!!!

Ben de kendi sağlığım için endişe ettim ve tam bir hafta önce  bugün hastaneye gittim. Mart ayının sonlarına doğru şiddetli boğaz ağrısı yaşamaya başladım. Bir sabah kalktığımda sağ bademciğimin dışarıdan görünecek kadar şiştiğini fark ettim. Eve yakın bir sağlık ocağına gittim. Doktor ateşimi ölçtü nefes darlığımı sordu ve ilaç verip gönderdi. İlaçları kullandım bir hafta gayet iyi geçti. Sonrasında ise ara sıra ateşim yükselmeye başladı. Öksürük zaten geçmek bilmedi. Cuma günü aniden halsizlik ve üstüne ateş bastırınca saat akşam yedi gibi çıktım evden hastaneye gittim.

Hastane'de Olanlar


Eğitim ve Araştırma Hastanesine gittim acil bölümünü sordum güvenliğe. Acile doğru yürürken solda bir bölüm gördüm; "Pandemi Bölümü" yazıyordu kapıda. Ben de acile gitmeden doğrudan pandemi bölümüne girmek istedim. Kapıda güvenlik ve sağlık çalışanı olduğunu düşündüğüm biri şikayetlerimi sordu söyledim. Peki gelin elinizi dezenfekte edin dedi içeri girdim. Solda bir odaya geldiğimi bildirdiler. Sağlı sollu iki kapı vardı ortada iki metre geride hastanın duracağı kısım. Doğrudan doktora göstermeden önce o hemşireler sizi dinleyip ateşinizi ölçüyor. Ateşim ölçüldü 36,9 çıktı. Yetişkinlerde 37 olduğunuzda yüksek ateş sayılıyormuş. Ateşim var sayılırdı. İleride doktorun olduğu odayı işaret ettiler ve beklemem gereken yeri söylediler. Hastane kalabalık değildi çok fazla hasta yoktu. Ama şunu da unutmamak lazım orası sadece pandemiye ayrılmış bölüm. Neyse az kişi olmasına rağmen bir yirmi dk bekledim. Her hasta ya da hasta adayı içeri girip çıktıktan sonra doktor içeriden temizlik diye çağırıyor ve dışarıda hazırda bekleyen temizlik görevlileri gelip odayı sterilize ediyor. Girdim sandalyeye oturdum aramızda iki metre mesafe var şikayetlerimi dinledi doktor. Ateşimi ölçtü aynı çıktı. Sonra sırtımdan ciğerlerimi dinledi ve ciğerlerin orta kısmında bişeyler bişeyler var dedi anlamadım. Elime bir kağıt verdi dört işlem ve yanında karaler vardı. Tomografi, Kan alma, Numune, sonuncuyu hatırlamıyorum. Neyse tomografi kısmına tik attı.
Hastalar bir güvenlik görevlisine zimmetleniyor ve onun eşliğinde tomografi çektirip geri dönüyorsunuz. Ben ve bir hanımefendi arkada güvenlik görevlisi önde tomografi çekilecek yere doğru gidiyoruz. Kapıdan çıkıp bahçeyi geçtik oradan sonra labirent gibi bi yeri aştık. Bayağı film sahnesi gibi karanlık ve kimsenin olmadığı boş hastane manzarası. Önce hanımefendi sonra ben tomografi çekildi ve yine güvenlik bey önde biz arkada doktorun yanına doğru gittik. Kendimi velisi ile birlikte sınava girip çıkan öğrenci gibi hissettim :) Bu esprimi güvenlik görevlisi ile de paylaştım ama o çok gülmedi, espri yaptım diye izah yapmak zorunda kaldım. Bilen bilir espri yapınca espri yaptım diye izahta bulunmak hele de tanımadığın bir insana hayattan soğutan şeyler top ten list'e rahat girer.
Ben Güvenlik Bey bulamayız diye bize eşlik ediyor sanmıştım meğer kaçanlar oluyormuş. Daha dün dört kişi kaçmaya çalıştı dedi. Tekrar içeri geldik bekledik. Bu sürede ben çok susamıştım. Dedim lütfen çıkıp alayım valla kaçmam :) (espri yapma konusunda ısrarcıyım nedense) siz bekleyin dedi gitti bana su getirdi :). Bize verdikleri belgeleri götürdü doktora verdi. Başka bir doktor tomografi sonucumun temiz çıktığını ama numune alacaklarını söyledi. Bana ateşim ve boğazım için ilaç yazdı. Numune alma kısmı gerçekten düşündüğümden daha zordu. Epey bekledik. Numune verecek üç kişiydik. Ha şunu da söyleyeyim herkesten numune almıyorlar. Benimle beraber tomografi çektiren hanımdan almadılar. Neye göre alıyorlar bilmiyorum. Yoksa tomografimde bana söylemedikleri bişey mi gördüler? 😮 Neyse işte arka tarafta bekledik ses sistemi yapmışlar izole bir ortam yani. Oradan adım anons edildi bir dakika sonra gel dediler. İçimden atmıştan geriye doğru saya saya gittim. Numune alan doktor ile aramızda bir cam var. iki tane siyah eldiven sarkıyor. Doktor elini geçiriyor sonra onun üstüne beyaz eldiven geçiriyor. Ben geldiğimde kutusundan yeni bir makas çıkarıyordu. Makas küçük boy bir makas. Sağda büyük şeffaf bir kutunun içinde onlarca aynı makastan görünce herhalde bir yerimi kesecek sandım sonra içimden geçirdiğim bu düşünceyi doktorla paylaştım "Aaaa bir yerimi mi keseceksiniz"? Doktor bir çattık belaya bakışı attı bana hayır dedi. Sonra talimatlara başladı; "iskemleye otur, çöp kutusunu ayağınla it, bana doğru yaklaş kafanı kaldır...." Elinde bildiğimiz kulak çöpüne benzeyen uzun bir çubuk vardı. Uç pamuklu kısmı daha geniş o bildiğimiz kulak çöpünden ve çok daha uzun. Pamuklu kısmı kıvıra kıvıra burnuma doğru ittirmeye başladı. O kadar fazla yukarı ittirdi ki iki gözümden de yaş geldi. İlk seferde olmamış sonra bir daha denedi numune alma işi bitti.
Doktorun yanına tekrar geldim, pozitif çıkması halinde 24 saat içinde dönüş yapacaklarını negatif çıkarsa bir bildirim olmayacağını söylediler. Ha bu arada şunu yazmayı unuttum numune almaya gitmeden önce bir kağıt imzalatıyorlar size. Tıp hukukunda buna "aydınlatılmış onam formu" okudum anladım yazıp imza attım. Pozitif çıkınca yapılması gerekenler ve eğer yapılması gerekenleri yapmazsanız bunun yaptırımı uzun uzun yazıyordu kağıtta. Hemşire hanım bir tanesini benim almamı istedi. Bende sol alt kısmın imzalanması gerektiğini yoksa almamın bir anlamı olmadığını güzelce anlatmaya çalıştım. Tabii dinlemedi! Yok biz imzalamıyoruz filan derken içeriden doktor hanım geldi buraya kaşe basman lazım dedi. Yani bunlar önemli hususlar yarın bir gün sırf bu onamın olmamasından dolayı mahkemelik oluyorlar. Tıp hukuku dersi alanlar anlayacaktır beni.
Neyse biz sizi ararız dediler işte elimde bana verdikleri dört kısımdan oluşan kağıdın arkasına doktor hanım mühür bastı. Ben kapıdan çıkarken ona baktılar. Tam kapıya yaklaşırken dışarıda bekleyen içeri alınmayan bir adam ben kürdüm diye bağırdı, sonra kapıdaki güvenlik ben de kürdüm ama içeride bekleyemezsin orada kalacaksın dedi :) Böyle anlamsız bir diyalog ile hastaneden çıktım. Saat tam dokuzdu..


Hastahane Sonrası


Hastaneden çıktıktan sonra daha doğrusu tomografi sonucumun temiz olduğunu öğrendiğim andan itibaren çok mutluydum :) Boş yollarda gaza basıp bir kaç tur attım sonra eve doğru gelirken açık market baktım yoktu. Bir tekel bayii vardı açık girdim bi kaç içecek aldım. Siz kaça kadar açıksınız dedim adam polis gelene kadar dedi :) İçeceklerimi ve fermante üzüm suyumu da aldım eve geldim ama nasıl mutluyum. Kimseye test yaptırdığımı söylemeyi düşünmüyordum ama sonra bir arkadaşımı aradım (bana test yaptır yaptır diye ısrarcı olan canım arkadaşım sen kendini biliyosun sana buradan selamlar). İşte tam o an sokağa çıkma yasağı olacağı öğrenildi. Bir saat önce bomboş olan yollardan araba sesleri geliyordu. Bir saat önce girdiğim o tekel bayii önünde yığılma oldu mu bilmem ama o caddede başka açık bir yer yoktu. Resmen şans eseri yaşıyoruz şu hayatta...
Cumartesi günü oldu kimse beni aramadı. Reçeteye yazılan ilaçları almaya çıkacaktım ama sokağa çıkma yasağında bir de o macerayı yaşamak istemedim. Aslında istedim 155'i aradım durumu izah ettim polis herhalde sıkıntı olmaz filan dedi çok emin konuşmadı sonra birilerine bağladı, sonra o birileri beni başka birilerine bağladı derken silsile uzamaya başlamıştı ki sinirlendim kapattım. Hayır yani çok mu zor bir şey reçete var çıkabilir miyim çıkamaz mıyım dedim...Sonra erkek kardeşimi aradım ben 155'i aradım böyle böyle dedim o çık çık bişey olmaz dedi (kardeşim polis). Antalya'da polisler neden böyle filan diye kızdım azıcıkta. Aradan biraz zaman geçti kapı çaldı kim o dedim yan komşu dedi :) Benim yan komşu polis diyor ki ben işe gidiyorum ekmek ya da başka bir ihtiyacınız var mı 😁? Muhtemelen Antalya polislerine serzenişimi duydu. Ya da duymadı..Çok emin olamadım ama ilk defa diyalog kurduk yani kesin duydu. Duymamış da olabilir. Ammaannnn neyse işte olur dedim bir ekmek alırsan fena olmaz. Normalde beyaz ekmek yiyen biri değilim uno kepek ekmek yiyorum hep ama çalmış kapıyı o kadar ayıp olmasın diye al dedim.
İşte böyle geçti Pazar günü de. Pazartesi öğlen gibi aile hekimim aradı dedi negatif çıkmış sonucunuz ama yine de 14 gün arayıp durumunuzu soracağız.Azıcık heyecanlandım aile hekimi arayınca açıkçası. Sonra o gün içerisinde mi salı günü mü net hatırlamıyorum ama yine beni bir numara aradı. Polisler aradı 155'e talebiniz düşmüş naptınız hallettiniz mi diye soruyorlar :) Yani mutlu oldum böyle geri dönüşler filan olunca  beklemiyordum hiç.


Final


Sonuç olarak test yaptırdım ve negatif çıktı. Ateşim yükselmiyor, öksürüğüm yok, her şey yolunda gözüküyor.
Yalnız şunu bilmenizi isterim ki; O doktorların, sağlık çalışanlarının, Güvenlik görevlilerinin, hastane temizlik işçilerinin ne kadar öz verili ve hassas çalıştığını gördüm. Özellikle doktor hanımın yanlışlıkla çantamı yere düşürünce hemen dezenfektanlı bez hazırlayıp bana vermesi gerçekten işlerini ne kadar hassas yaptıklarının göstergesi. Aynı şekilde güvenlik görevlileri, polisler...Gerçekten geri aranmayı beklemiyordum, o kadar şaşırdım ki!Utandım da ayrıca onca işin gücün arasında kendimle uğraştırdım diye.
Toparlayacak olursam önce kendinizin kıymetini bilin sağlığınıza dikkat edin. Sağlık sorunları ile boğuşan insanlarla daha fazla  empati kurmaya çalışın. Hassas bir dönem, herkes olabildiği kadar hassas davranırsa topyekun bir mücadele haline girmiş oluruz. Bu hastalıkla savaşan o insanlar bir de bizimle mücadele etmek zorunda kalmasınlar sonra. Sağlıkla kalın. Hoşçakalınnn..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgür Bir Hamam Böceği'nin Hikayesi

   Bir zamanlar özgür kız vardı hatırlar mısınız bilmem. Z kuşağının daha doğmadığı doksanlar sonunda Nil Karaibrahimgil galiba bir GSM operatörü için çekilen reklam filminde özgür kız olmuştu. Özgür kızım istediğimi taparım temalı reklam filmini yine o dönemlerin trol kültürünün en önemli temsilcisi Hamdi Alkan, reyting Hamdi programında epey tiye almıştı. Özgürüm diye evden çıkan özgür kızın başına gelmeyen kalmıyordu. Kamyoncular, benzinlikte pompacılar filan hep taciz ediyordu... İlginçtir o dönem bu trol işi sadece güldürü için yapılıyordu. Yani açıkçası toplumsal bir mesaj verme kaygısı ya da bir eleştiri arzusu yoktu o dönem. Neyse konu bu değil.  Ha bu arada bir de özgür erkek vardı. Onu da Tarkan canlandırdı. Ama özgür kız yalnız kalmasın diye öylesine yapılmış gibi bir şeydi.   Kimdi bu özgür bireyler? Ben özgürüm diye çantasını sırtına alıp her şeyi arkada bırakan ve görmedikleri yerleri görmek için uzaklara...

TESADÜF DİYE Bİ'ŞEY...

Tesadüfler bizi bir araya getirirmiş...Doğru mu? Bilemem.   Hepimiz dünyada belli bir paketin içerisine doğuyoruz. Belli insanların içinde yaşamak için geliyoruz. Doğal olarak onlara, o coğrafyaya uyum sağlıyoruz. Onların inandığı şeylere inanınıp, onların düşman olduklarına düşman oluyoruz. Yemek yemeyi, mücadele etmeyi ve kazanmayı onlardan öğreniyoruz. Dünyada pek çok ülkeden pek çok şehirden pek çok insandan herhangi birini seçebileceğimiz sonsuz seçenek var. Fakat bize seçim hakkı verilmiyor. Peki şans eseri bir tesadüfün sonucu olarak mı doğduğumuz coğrafyaya geliyoruz?  Ben şöyle hayal ediyorum ; dünyaya gelme sırası uzaklarda bir yerlerde ruhlarımız arasında sırasıyla gerçekleşiyor. O an yeryüzünde iki insan çocuk yapmak için gerekli şeyi yapıyorlar ve döllenme başlıyor. Dünyaya gelecek ruhun sırası geliyor ve yavaş yavaş dünyaya iniyor. Dokuz ay sonra da gözlerini dünyaya açıyor. Basbayağı ruhumuzun içinde olduğu bedeni de biz seçmiyoruz! Coğrafyayı biz seçmiyoru...