Ana içeriğe atla

I'M VACCİNATED...ENJOY(?)

 

    Aşı olduğumun ertesi günü yazıyorum bu yazıyı. Alman çipi taktırdım dün. Henüz tam aktive olmadı benim mikro çiplerim ama canım hafiften vişne dolgulu donut çekmeye başladı 🥴. Şaka bir yana aşı süreci hakkında bir kaç not eklemek istiyorum.
    Öncelikle bu pandemi sürecinde covid-19 sebebiyle 2.defa hastaneye gidişimdi bu. İlkinde, 2020 Nisan ayıydı sanırsam, test yaptırmak için gitmiştim (bkz. Pandemik dokunuşlar adlı yazı). Sonuç negatif çıkmıştı ve hastanede süreç hızlı ve düzenli işlemişti. Esasen dün aşı için gittiğimde de süreç hızlı işledi. Randevu saatinden yarım saat önce gittim ama aşılama işlemi çabucak tamamlandı. Fakat gerek bir yıl önce test için gittiğimde gerek dün aşı için gittiğimde hastanelerde yolunda olmayan bir şeyi fark ettim; Onam formu!
    Aşı olmadan önce dört sayfadan oluşan bir metni okuyup imzalamanız isteniyor. Okunmadan seri bir şekilde imzalanan bu metinler tıp hukuku literatüründe aydınlatılmış onam olarak geçmektedir. Aşı olduktan sonra sizde aşı kaynaklı bir komplikasyon olursa hastane size imza attığınız bu belgeyi gösterecek ve bu belgeye göre rızanızın alındığını, dolayısıyla sorumluluğun kendilerinde olmadığını iddia edecek. Peki okumaya tenezzül edilmeyen bu metinde neler yazıyor? 
    Önce aşı hakkında kısaca bilgi veriliyor aşının sağladığı fayda ve yan etkiler yazıyor.  Herhangi bir ilaç aldığınızda zaten prospektüste görebileceğiniz şeyler bunlar. İlaç ne işe yarar yan etkileri neler hamilelik halinde emzirme sırasında kullanımı vs. Bunlar üç aşağı beş yukarı ilaçlar ile aynı ifadeler. İmza attığımız bu belgeyi aydınlatılmış onam formu yapan şey; giriş kısmında aşıyı yapan kurum tarafından açık ve anlaşılır şekilde bilgilendirildiğinize dair maddelerin yer alması. Gerçekte sizi bilgilendiren hiç kimse yok iken 'al bunu imzala' şeklinde elinize tutuşturulan bu belge ile doğru düzgün bilgi vermekten uzak bir kurumun aslında "hatalı" olan uygulamasını onaylamış oluyorsunuz. Belgeyi etraflıca okudum ve evet imzaladım. İmzayı reddedip aşı olmam söz konusu değil çünkü. Aşıyı yapan hemşireye imzalı bir örneğini almak istediğimi söyledim ama hekimlerin toplu olarak imza attığını kendisinin imza yetkisi olmadığını söyledi. Ben ısrarcı olunca da aşı olmak istiyor musun istemiyor musun diye sordu. Afalladım biraz ama kolumu açmış orada beklerken daha fazla ısrarcı olmanın alemi yok diye düşündüm. İmzalı onam formunu almak için dilekçe ile başvuru yapacağım bugün. Acaba verirler mi? Merak ediyorum doğrusu. Neyse ilk dozu oldum sonuçta. Sabahına kolum şiş ve hafif morarmış uyandım. Ve sürekli bir üşüme hissi var üzerimde. Bakalım iki hafta sonra ikinci dozu olunca neler yaşayacağım. Coming soon... 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgür Bir Hamam Böceği'nin Hikayesi

   Bir zamanlar özgür kız vardı hatırlar mısınız bilmem. Z kuşağının daha doğmadığı doksanlar sonunda Nil Karaibrahimgil galiba bir GSM operatörü için çekilen reklam filminde özgür kız olmuştu. Özgür kızım istediğimi taparım temalı reklam filmini yine o dönemlerin trol kültürünün en önemli temsilcisi Hamdi Alkan, reyting Hamdi programında epey tiye almıştı. Özgürüm diye evden çıkan özgür kızın başına gelmeyen kalmıyordu. Kamyoncular, benzinlikte pompacılar filan hep taciz ediyordu... İlginçtir o dönem bu trol işi sadece güldürü için yapılıyordu. Yani açıkçası toplumsal bir mesaj verme kaygısı ya da bir eleştiri arzusu yoktu o dönem. Neyse konu bu değil.  Ha bu arada bir de özgür erkek vardı. Onu da Tarkan canlandırdı. Ama özgür kız yalnız kalmasın diye öylesine yapılmış gibi bir şeydi.   Kimdi bu özgür bireyler? Ben özgürüm diye çantasını sırtına alıp her şeyi arkada bırakan ve görmedikleri yerleri görmek için uzaklara...

TESADÜF DİYE Bİ'ŞEY...

Tesadüfler bizi bir araya getirirmiş...Doğru mu? Bilemem.   Hepimiz dünyada belli bir paketin içerisine doğuyoruz. Belli insanların içinde yaşamak için geliyoruz. Doğal olarak onlara, o coğrafyaya uyum sağlıyoruz. Onların inandığı şeylere inanınıp, onların düşman olduklarına düşman oluyoruz. Yemek yemeyi, mücadele etmeyi ve kazanmayı onlardan öğreniyoruz. Dünyada pek çok ülkeden pek çok şehirden pek çok insandan herhangi birini seçebileceğimiz sonsuz seçenek var. Fakat bize seçim hakkı verilmiyor. Peki şans eseri bir tesadüfün sonucu olarak mı doğduğumuz coğrafyaya geliyoruz?  Ben şöyle hayal ediyorum ; dünyaya gelme sırası uzaklarda bir yerlerde ruhlarımız arasında sırasıyla gerçekleşiyor. O an yeryüzünde iki insan çocuk yapmak için gerekli şeyi yapıyorlar ve döllenme başlıyor. Dünyaya gelecek ruhun sırası geliyor ve yavaş yavaş dünyaya iniyor. Dokuz ay sonra da gözlerini dünyaya açıyor. Basbayağı ruhumuzun içinde olduğu bedeni de biz seçmiyoruz! Coğrafyayı biz seçmiyoru...

PANDEMİK DOKUNUŞLAR

Bir ay önce olaylar patlak verdiğinde gayet iyimserdim. Şimdi de kötümser değilim ama daha gerçekçi bakıyorum olanlara, olacak olanlara. Epey zaman gerek normale dönmeye. Bu zaman pek çok şeyi alıp götürecek bizden. En başta da sağlığımızı. Nasıl kıymetini anladık ama sağlığımızın? Hayatımızı onlarca şey ile doldurmuşuz bunu fark ettik. Arabalar, evler, yatlar, katlar,  kıyafetler, takılar, ayakkabılar, makyaj malzemeleri...Bunların hepsi bir köşede dururken biz öylece oturmuş sağlıklı günlerimizi özlüyoruz...Sağlığımız yoksa demek hiç bir anlamı yokmuş bunların!!! Ben de kendi sağlığım için endişe ettim ve tam bir hafta önce  bugün hastaneye gittim. Mart ayının sonlarına doğru şiddetli boğaz ağrısı yaşamaya başladım. Bir sabah kalktığımda sağ bademciğimin dışarıdan görünecek kadar şiştiğini fark ettim. Eve yakın bir sağlık ocağına gittim. Doktor ateşimi ölçtü nefes darlığımı sordu ve ilaç verip gönderdi. İlaçları kullandım bir hafta gayet iyi geçti. Sonrasında ise ara sıra ...