Ana içeriğe atla

KENDİ GERÇEĞİMİZ HAKKINDA KISA BİR MÜTALAA

Bazen gerçekler hakkında düşünüyorum. Gerçeklik algımız hakkında.
Hiç unutmadığım bir felsefe sorusu var. Lise yıllarında sınava hazırladığım zamanlarda karşıma çıkan paragraf gerçeğin ne olduğunu sorguluyordu.
Rüya görürken çoğu zaman bunu hissederiz. Hatta ben genellikle kötü şeyler gördüğüm için uyanınca bir müddet gördüklerimin rüya olduğunu kavramaya çalışırım. Beynim ben uyurken gördüklerimi gerçek olarak algılayıp, uykuda sayıklama, mırıldanma vs şeklinde vücudumun tepki vermesini sağlıyor. Peki neden elim, kolum, ayağım rüyada ben hareket ederken gerçekte etmiyor? Bilimsel isimleri ile izah edemem ama beyin uyku esnasında hareket etmemiz için vücuda komut vermiyor. Beyin ve vücut arasındaki bu kontak iyi işlemezse uyırgezerlik gibi bazı durumlar ortaya çıkıyor. Neyse gerçeklik meselesine döneyim.
Evet gece rüya görüyorum ve o rüyanın gerçek olduğunu düşünüyorum. Bir keresinde rüyamda ağlıyordum ve uyandığımda gerçekten ağlamış olduğumu fark ettim... 
Okuduğum şu felsefe paragrafında aynen şu ifade geçiyordu 'rüyadan uyanınca gerçek olmadığının farkına varırız. Peki aynı şey bu hayat için de geçerliyse? Öldüğümüzde gözümüzü açıp Aa hiçbiri gerçek değilmiş meğer dersek'... Kim bilir? Neden olmasın?
Pozitif bilim deneysel çalışır ve deneysel olarak bunu izah etmek ancak ölen birinin tekrar gelip bize yaşadıklarını anlatması ile mümkün olur. Pozitif bilimde bir cevap bulamıyoruz. Ya da en azından ben bulamadım diyeyim. 
Dini bakış açısı ise nettir bu konuda. Bu yaşadığımız şeyler bizim için imtihan. Burada iyi iş çıkarırsak öldükten sonra ulaşacağımız yerde bize vaad edilen şeyleri yüce yaratıcı bize verecek. Sınırsız ve sonsuz bir mutluluk vaadi...
.
Bir yanda hiç emin olamayacağımız bir pozitif bilim diğer tarafta kesin vaadler veren ve net konuşan dini bakış? 
Eğer ben sorgularım ve kesin vaadlere kolaylıkla inanmam mutlaka bir bit yeniği olmalı derseniz birincisi sizin için ideal. Fakat ne kadar yaşayacağımı zaten bilmiyorum, zaman çabuk geçiyor ve ben bu kısa zamanı hayatın anlamını arayarak geçiremem diyorsanız ikincisi de tam size göre! 
Gerçek bir tane midir? Yoksa gerçek göreceli midir? Aynı anda aynı zaman içerisinde birden fazla şeyin gerçek olduğunu kabul edemez miyiz? Rüyada gördüklerim mi, uyanıkken görüyor olduklarım mı yoksa ölünce görme ihtimalim olan şeyler mi gerçek? 
İhtimal ki bu soruların net bir cevabı yok. Belki bu konu üzerinde bu kadar düşünmenin de bir anlamı yok. Ya da var. Kim bilir? 🤔




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgür Bir Hamam Böceği'nin Hikayesi

   Bir zamanlar özgür kız vardı hatırlar mısınız bilmem. Z kuşağının daha doğmadığı doksanlar sonunda Nil Karaibrahimgil galiba bir GSM operatörü için çekilen reklam filminde özgür kız olmuştu. Özgür kızım istediğimi taparım temalı reklam filmini yine o dönemlerin trol kültürünün en önemli temsilcisi Hamdi Alkan, reyting Hamdi programında epey tiye almıştı. Özgürüm diye evden çıkan özgür kızın başına gelmeyen kalmıyordu. Kamyoncular, benzinlikte pompacılar filan hep taciz ediyordu... İlginçtir o dönem bu trol işi sadece güldürü için yapılıyordu. Yani açıkçası toplumsal bir mesaj verme kaygısı ya da bir eleştiri arzusu yoktu o dönem. Neyse konu bu değil.  Ha bu arada bir de özgür erkek vardı. Onu da Tarkan canlandırdı. Ama özgür kız yalnız kalmasın diye öylesine yapılmış gibi bir şeydi.   Kimdi bu özgür bireyler? Ben özgürüm diye çantasını sırtına alıp her şeyi arkada bırakan ve görmedikleri yerleri görmek için uzaklara...

TESADÜF DİYE Bİ'ŞEY...

Tesadüfler bizi bir araya getirirmiş...Doğru mu? Bilemem.   Hepimiz dünyada belli bir paketin içerisine doğuyoruz. Belli insanların içinde yaşamak için geliyoruz. Doğal olarak onlara, o coğrafyaya uyum sağlıyoruz. Onların inandığı şeylere inanınıp, onların düşman olduklarına düşman oluyoruz. Yemek yemeyi, mücadele etmeyi ve kazanmayı onlardan öğreniyoruz. Dünyada pek çok ülkeden pek çok şehirden pek çok insandan herhangi birini seçebileceğimiz sonsuz seçenek var. Fakat bize seçim hakkı verilmiyor. Peki şans eseri bir tesadüfün sonucu olarak mı doğduğumuz coğrafyaya geliyoruz?  Ben şöyle hayal ediyorum ; dünyaya gelme sırası uzaklarda bir yerlerde ruhlarımız arasında sırasıyla gerçekleşiyor. O an yeryüzünde iki insan çocuk yapmak için gerekli şeyi yapıyorlar ve döllenme başlıyor. Dünyaya gelecek ruhun sırası geliyor ve yavaş yavaş dünyaya iniyor. Dokuz ay sonra da gözlerini dünyaya açıyor. Basbayağı ruhumuzun içinde olduğu bedeni de biz seçmiyoruz! Coğrafyayı biz seçmiyoru...

PANDEMİK DOKUNUŞLAR

Bir ay önce olaylar patlak verdiğinde gayet iyimserdim. Şimdi de kötümser değilim ama daha gerçekçi bakıyorum olanlara, olacak olanlara. Epey zaman gerek normale dönmeye. Bu zaman pek çok şeyi alıp götürecek bizden. En başta da sağlığımızı. Nasıl kıymetini anladık ama sağlığımızın? Hayatımızı onlarca şey ile doldurmuşuz bunu fark ettik. Arabalar, evler, yatlar, katlar,  kıyafetler, takılar, ayakkabılar, makyaj malzemeleri...Bunların hepsi bir köşede dururken biz öylece oturmuş sağlıklı günlerimizi özlüyoruz...Sağlığımız yoksa demek hiç bir anlamı yokmuş bunların!!! Ben de kendi sağlığım için endişe ettim ve tam bir hafta önce  bugün hastaneye gittim. Mart ayının sonlarına doğru şiddetli boğaz ağrısı yaşamaya başladım. Bir sabah kalktığımda sağ bademciğimin dışarıdan görünecek kadar şiştiğini fark ettim. Eve yakın bir sağlık ocağına gittim. Doktor ateşimi ölçtü nefes darlığımı sordu ve ilaç verip gönderdi. İlaçları kullandım bir hafta gayet iyi geçti. Sonrasında ise ara sıra ...