Ana içeriğe atla

Ne Yaptın Asuman???

Kalbimi kırdın yap bir pansuman...diye devam eden Mirkelamın meşhur şarkısında adı geçen Asuman kimdir nedir bilemiyorum ama benim derdim olan Asuman başka. Söze neresinden başlasam bilemedim şimdi. Filmin en başından başlayalım. Beni dertlendiren Asuman, Yılmaz Erdoğan'ın senaristliğini yaptığı "Bir Demet Tiyatro" adlı komedi dizisinde, başrol Mükremin Çıtır'ın bayağı uzatmalı sevgisi Asuman. Asuman karakterini canlandıran Deniz Özerman'ı bugünlerde ufak tefek rollerde nadiren görüyoruz. Ama herkesin gördüğü fakat ismini bilmediği insanlardan kendisi.
Bir Demet Tiyatro, Yılmaz Erdoğan'ın bu güne kadar yaptığı en iyi iş olmakla birlikte, kendisinin tanınmasını sağlayan yapımdır. Çok sevildi ki 1994 yılını 1995 yılına bağlayan gece yılbaşı özel programıyla başladı ve aralıklarla beraber 2008 yılına kadar sürdü. Toplam 156 bölüm olan bu diziyi iki ayda bitirdim. Kafayı bir dizi ile kıranlar bilirler dizi biraz da uzun soluklu ise dizi karakterleri ev arkadaşınız gibi yada aile bireyiniz gibi oluyor.
Dizide en çok benimsediğim ve kendime yakın bulduğum karakter Demet Akbağ'ın canlandırdığı Lütfiye karakteriydi. Ama o başka bir hikaye konusu olmalı. Kısaca bir demet tiyatro, ilerleyen yaşına rağmen evlenmemiş Lütfiye Çıtır, babası Burhan Çıtır, annesi Telviye Çıtır ve mahallenin delikanlı abisi Mükremin Çıtır'ın başından geçenleri anlatır. Daha dizinin ilk bölümünden Lütfiye ablamızı yaşını başını almış bir Erzincanlıya gelin verirler. Rivayete göre bir demet tiyatro projesi her bölümü farklı karakterler ve hikayelerden oluşan bir tiyatro-dizi projesiymiş ve Çıtır ailesinin hayatı çok sevilince o hikayeden gidilmiş.
Gelelim Asuman ve Mükremin'in aşk hikayesine...Mükremin Çıtır okulla arası hiç iyi olamamış o yüzden de okumamış, otuzlu yaşlarına merdiven dayamış, hiçbir işte dikiş tutturamayan bu konuda bir çabası dahi olmayan, ancak kendince prensipleri olan mahallenin delikanlısı nam-ı diyar delikanlı Mükremin. Asuman kızımız da yirmili yaşlarında,  kendi halinde bir ailenin, kendi halinde olan, biraz uçarı biraz mazbut güzel mi güzel minyon tipli kızı... Aralarındaki ilişki nasıl başlamış bilemiyoruz daha ilk bölümlerden Asuman kızımız ve delikanlı Mükremin  sevgili ve Asuman aynı zamanda Lütfiye'nin de yakın arkadaşı. Kendisi bu yüzden sık sık Çıtır ailesinin evinde...Asuman ve Mükremin'in öyle romantik aşk sahneleri yok, hatta Asuman'ın dayak yediği, yüzünde morluklarla eve geldiği sahneleri hatırlıyorum. Dedik ya Mükremin delikanlı, yoktan sebep kıskançlıklar, sürekli olay çıkarmalar ilişkinin rutiniydi.
Fakat Asuman kızımızın hep bir isteği vardı. Mükremin ile evlenmek ve evinin kadını olmak. Mükremin bey ailesinin evlenmesi yönündeki baskılarına dayanamaz ve bir gün Asuman'ın ailesine haber gönderirler istemeye gitmek için. Fakat daha ilk sezondan bizim delikanlı Mükremin hem deAsuman'ı isteyecekleri gün başka kadınların peşine takılır. Hasılı bizim delikanlı bir gün Asuman'ı alır karşısına ve ben seni boşuna kafeste tutmayayım, zaten evlenmeye de niyetim yok der. Bu iş tabi ki orada bitmez. Ama Mükremin sezonlar boyunca Asuman'ın yanında pek çok sayıda kızla birlikte olur. Asuman'ın da entel bir sevgilisi olur ama aklı hep Mükremin'de...
Gel zaman git zaman 2002 yılında dizi Mükremin'in istemeye istemeye Güzide ile evlenmesiyle biter. Aradan beş-altı yıl geçer ve diziyi tekrar çekmeye başlarlar. Son sezonlarda neredeyse hiç görmediğimiz Asuman kızımız 2007 yılında baş karakterlerden biri olur. Çıtır ailesini bir araya getirir. Mükremin bey de boşanır bu arada Güzide'den...Asuman ve Mükremin tekrar bir aradadır. Ama ne ufak bir aşk sahnesi ne de en ufak bir iltifat geçmez aralarında. Asuman'a yazılmış tüm replikler evliliğe dairdir. Asuman hep ama hep Mükremin'i evlilik konusunda darlar. Mükremin ise taa 1996 yılında istemeye gidecekleri günki gibi Asuman'ı boşlar. Dizi artık çok tutulmadığından mı nedendir bilinmez 156 bölümde biter ve final sahnesinde Asuman ve Mükremin nikah için gün almaya giderler ama o günün Pazar olduğunun farkına varırlar. Yıllar yıllar geçer ama Asuman ve Mükremin evlenmez...Tüm bu olanlarda ben Mükremin'e değil Asuman'a kızdım. Evet bu bir dizi ama hepimiz birer Asuman değil miyiz sevdiğimiz zaman????
İşin aslı  Mükremin hiç bir zaman Asuman'ı Asuman'ın O'nu sevdiği kadar sevmedi.Mükremin Asuman'ın O'nu sevmesini sevdi. O'nu bırakamamasını sevdi, ısrarını sevdi. Asuman'a söz geçirebilmeyi sevdi. Mükremin hiç Asuman'ın yokluğunu hissetmedi. Asuman hep yanı başındaydı. O yüzden Asuman'ı hiç merak etmedi. Asuman kızımız da buna hiç müsaade etmedi ama.
Bir insanın böbreği her gün düzenli olarak çalışır ama insan asla durduk yere böbreğinin ne güzel çalıştığını düşünüp mutlu olmaz. Ne zaman ki böbrek iflas bayrağını çeker o zaman böbreğin kıymeti anlaşılır. Asuman da Mükremin için hep düzenli çalışan, hiç iflas bayrağını çekmeyen böbrek oldu. Ve Mükremin hiçbir zaman Asuman'ın kıymetini bilmedi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Özgür Bir Hamam Böceği'nin Hikayesi

   Bir zamanlar özgür kız vardı hatırlar mısınız bilmem. Z kuşağının daha doğmadığı doksanlar sonunda Nil Karaibrahimgil galiba bir GSM operatörü için çekilen reklam filminde özgür kız olmuştu. Özgür kızım istediğimi taparım temalı reklam filmini yine o dönemlerin trol kültürünün en önemli temsilcisi Hamdi Alkan, reyting Hamdi programında epey tiye almıştı. Özgürüm diye evden çıkan özgür kızın başına gelmeyen kalmıyordu. Kamyoncular, benzinlikte pompacılar filan hep taciz ediyordu... İlginçtir o dönem bu trol işi sadece güldürü için yapılıyordu. Yani açıkçası toplumsal bir mesaj verme kaygısı ya da bir eleştiri arzusu yoktu o dönem. Neyse konu bu değil.  Ha bu arada bir de özgür erkek vardı. Onu da Tarkan canlandırdı. Ama özgür kız yalnız kalmasın diye öylesine yapılmış gibi bir şeydi.   Kimdi bu özgür bireyler? Ben özgürüm diye çantasını sırtına alıp her şeyi arkada bırakan ve görmedikleri yerleri görmek için uzaklara...

TESADÜF DİYE Bİ'ŞEY...

Tesadüfler bizi bir araya getirirmiş...Doğru mu? Bilemem.   Hepimiz dünyada belli bir paketin içerisine doğuyoruz. Belli insanların içinde yaşamak için geliyoruz. Doğal olarak onlara, o coğrafyaya uyum sağlıyoruz. Onların inandığı şeylere inanınıp, onların düşman olduklarına düşman oluyoruz. Yemek yemeyi, mücadele etmeyi ve kazanmayı onlardan öğreniyoruz. Dünyada pek çok ülkeden pek çok şehirden pek çok insandan herhangi birini seçebileceğimiz sonsuz seçenek var. Fakat bize seçim hakkı verilmiyor. Peki şans eseri bir tesadüfün sonucu olarak mı doğduğumuz coğrafyaya geliyoruz?  Ben şöyle hayal ediyorum ; dünyaya gelme sırası uzaklarda bir yerlerde ruhlarımız arasında sırasıyla gerçekleşiyor. O an yeryüzünde iki insan çocuk yapmak için gerekli şeyi yapıyorlar ve döllenme başlıyor. Dünyaya gelecek ruhun sırası geliyor ve yavaş yavaş dünyaya iniyor. Dokuz ay sonra da gözlerini dünyaya açıyor. Basbayağı ruhumuzun içinde olduğu bedeni de biz seçmiyoruz! Coğrafyayı biz seçmiyoru...

PANDEMİK DOKUNUŞLAR

Bir ay önce olaylar patlak verdiğinde gayet iyimserdim. Şimdi de kötümser değilim ama daha gerçekçi bakıyorum olanlara, olacak olanlara. Epey zaman gerek normale dönmeye. Bu zaman pek çok şeyi alıp götürecek bizden. En başta da sağlığımızı. Nasıl kıymetini anladık ama sağlığımızın? Hayatımızı onlarca şey ile doldurmuşuz bunu fark ettik. Arabalar, evler, yatlar, katlar,  kıyafetler, takılar, ayakkabılar, makyaj malzemeleri...Bunların hepsi bir köşede dururken biz öylece oturmuş sağlıklı günlerimizi özlüyoruz...Sağlığımız yoksa demek hiç bir anlamı yokmuş bunların!!! Ben de kendi sağlığım için endişe ettim ve tam bir hafta önce  bugün hastaneye gittim. Mart ayının sonlarına doğru şiddetli boğaz ağrısı yaşamaya başladım. Bir sabah kalktığımda sağ bademciğimin dışarıdan görünecek kadar şiştiğini fark ettim. Eve yakın bir sağlık ocağına gittim. Doktor ateşimi ölçtü nefes darlığımı sordu ve ilaç verip gönderdi. İlaçları kullandım bir hafta gayet iyi geçti. Sonrasında ise ara sıra ...